5 Eylül 2022 Pazartesi

5 ağustos 22

19.10 

Karşımda deniz, kıyısında uçurtma uçuruyorlar. Kucağımdaki bir gözü olmayan kedi biraz tedirgin, iki köpek dolaşıyor çünkü. Biri siyah biri sarı. Sarı olan kemiğini alıp oturduktan sonra kedi işine geri dönüp tırnaklarını üzerimde törpülüyor. Pati aç, pati kapa. Pati aç, pati kapa... Güneş son ışıklarıyla yüzümü severken düşündüğüm şey güneş kremi sürmeyi unutuşum. Eh, anı yaşarken yaşlanmaktan korkuyorum, gençlik benim kalmalı hep. Nerede..? Gözlerimde güneşe sürekli bakmaktan oluşmuş beyaz beneklerin izleri... Hava fazlaca esiyor ama yanımda getirdiğim ceketi giymiyorum. Sonbahar yakın. İleride zaten ceketsiz oturamayacağım. Hem kucağım sıcak, kedi mırıltılı... Gerek yok. Fazla köşedeyim diye sanırım, garsonlar beni görmedi. Ya da onlar da manzaranın tadına varma derdinde. Bilemem. Ama çay istiyorum. Tek eksiğim bir bardak açık çay. 

13 Ağustos 2022 Cumartesi

Birkaç bir şey...

Aklım pek başımda değilken yazdığım bir yazıya denk geldim. Dürüstlük akan bir yazı. İçinde "Ve bu beni en korkunç filmlerden, en kötü cinlerden, en büyük cehennem senaryolarından daha çok korkutuyor," cümlesi geçiyor. Korkularım gerçek oluyor. 

"Sizlerden biraz farklıyım. Lütuf değil de lanet benim için bu. Sizler dönemlik alım yapıyorsunuz hayatınıza. Sonra geçiyor ve yenileri geliyor yerlerine. Alışıyorsunuz. Ben ömürlük alıyorum. Hatırlamak laneti üzerimde. Kimse kimsenin yerini tutamıyor. Herkese yer var. Herkesin boşluğu yerli yerinde."

Hayatımda olmayanlara mektup yazardım. Hayata devam etmeyi alışkanlık haline getirmeye çabaladığım için bıraktım ama hep söyleyecek birkaç cümleye sahibim. Ve zihnimi kusmam gerek. Beni zehirliyor. 


Sevgili A, yazdım, sildim. Yazdım sildim. Yazdım sildim... Garip.

Dünün kutlu olsun..


e, umarım ömür boyu yalnızlığa mahkum olursun. Bu halimin özünde sen varsın. Beni yorduğun kadar yorulasın. Aklına geldiğimde anlayasın. Nefretimden değil bu sözlerim. Senden nefret etmiyorum. Ama artık sana dua da etmiyorum. 


M, zamanında sana o kadar çok kelime döktüm ki, zihnim senin için hareket edemiyor. Ama hala göğsümdeki acıyor. Bir gün hafifleyecek. İyi ki olmamış dedim bile. Çabuk oldu ha? Ben de şaşkınım. Tavsiyen için teşekkürler. 


E. Zamanında benim hakkımda bir kehanetin vardı. Gerçekleşmeyecek. Ama söylemeliyim. Kalbimi kırmış. Aradan 8 sene geçse de hala umutsuz hissettiğimde kehanetin aklıma geliyor ve "acaba mı," dememe sebep oluyor. Yine de gerçekleşmeyecek. Haberin olsun. Umarım küçüğüm iyidir. Gözlerinden öpüyorum.

28 Nisan 2022 Perşembe

29.04.2022 - 04.24

Ben nasıl bu insana dönüştüm? 

Bocalıyorum. 21. yüzyılda yaşam savaşı veriyorum. Tehdit de tehlike de benim. Kendimi kendimden koruyamıyorum. 

İmdat.

24 Nisan 2022 Pazar

Bazı Dönüm Noktaları

Hayatta bazı dönüm noktaları vardır. Ölümler, kayıplar, yeni bir insan olmanızı sağlayan daha bir sürü şey. 7 Nisan benim için büyük bir dönüm noktası. Artık eski ben değilim. Son bir iki sene zaten kendimi, hayatı, doğrularımı ve yanlışlarımı sorguladığım yıllarken bir günde, sadece ve sadece bir günde değişti her şey. Vay anasını sayın seyirciler. Gerçekten vay anasını...

Şu an, kendimi şu şekilde tanımlayabiliyorum. Umutsuz?

Eskiden mutsuz ama umutlu bir insandım. Geleceğe dair öyle ya da böyle, planlara sahiptim. Şimdiyse aslında mutlu olabileceğim bir hayatım var. İstediğim yerdeyim. Bana prenses gibi davranan, değer veren, ayağıma taş değmesin isteyen insanlar var. Ama mutluyum diyemiyorum. Mutsuzum da diyemiyorum. Olduğu gibi kabul ediyorum hayatı. Ne azına tamah ederim, ne fazlasında gözüm var. Bu, çevremdeki insanlara haksızlık mı bilmiyorum. Neyse ki olduğum gibi kabul ediyorlar beni. Halime şükür. 

Yarın Metin amcaya ne anlatacağım, kafamda henüz planlamadım. Kendime zarar verdiğimden bahsetmem gerekiyor sanırım. Tekrarlayacağım bir şey değil aslında ama o anda da aklımda yoktu sonuçta, değil mi? Eh. 

Sağlıksız bir insan olmak beni bu kadar yorarken sevdiğim insanlara ne kadar zarar vermeme neden oluyor acaba?

Bundan sonra ara ara yazacağım oraya ya da buraya. İçimden gelmese bile. Yazmazsam sıyıracak noktaya geleceğim, belli.

Sizde ne var ne yok? Umarım her şey yolundadır.. Ramazanı da tüketiyoruz vallahi. Zaman su gibi. 

Gecenin şarkısı olsun.



24 Aralık 2021 Cuma

Mezara girmeden inşallah.. 👍

Mermer köprünün tam ortasında durdum. Ağır ağır akan mavi yeşil suyu seyrederken Cassian yanıma geldi. En alttaki dip akıntılarını, tuzlu suyun tatlı suya karışarak yaptığı girdapları, midye bağlamış nehir tabanında sallanan yosunları, kayalara ve çamura su sıçratan minik yaratıkları hissedebiliyordum. Tarquin de bunları hissedebiliyor muydu? Denizin üzerindeki ada sarayında uykuya dalıp balıkların rüyaları arasında yüzüyor muydu? 

-Sis ve Öfke Sarayı



24 Eylül 2021 Cuma

Yirmi Dört Eylül ~

 24.09.2021...

-23.47-


(Bu bir yapılacaklar listesidir.)




Dün, kendi paramı kazanmanın zevkini bir kez daha altı saatliğine de olsa tattım. Elli lira elli liradır mantığıyla girip bulaşık yıkadım. İş çıkışı da kendimi yarısından fazlasını harcayarak ödüllendirdim. Boğazıma düşkün olduğum için -aslında keyfime düşkün olduğum için- bir miktar kendimi suçluyorum. Ama olsun. 

Şehir değiştireli iki hafta olmuşken hayatımı da yine kendi isteğimle bir miktar değiştirdim. Düzeleceğine inanmadığım bir ilişkiyi tüm risklerine rağmen düzelttim. Hayat bir kumarsa oynamak zorundayım mantığıyla "Bunu kendin istedin, sonu kötü olursa kendin katlanacaksın," cümlesini işittim. Bu kumarda elimi de açık oynuyorum, blöf yok, içimden geleni söylüyorum. Yine de... Manik atak mı geçiriyordum acaba gerekli konuşmaları yaparken diye düşünüyorum şu an. Çünkü insan biraz olsun mantıklı olur. Bakıcaz...

Dünün akşamında güzel bir hamburger yedikten sonra üzerime çift kaban geçirip sahile gittim, saatlerce oturdum, kahve içtim arkadaşımla. Kitaplardan tut şiirlere, ilişkilerden tut fikirlere, ne varsa konuştum. Karşımdaki insanın sakin yapısının da verdiği huzurla "İşte bu yüzden seviyorum farklı insanlar tanımayı," diye geçirdim içimden. Ha bir de, hep aynı tip insanlarla vakit geçirdiğimde hep aynı şeyleri konuşuyorum ve bir süre sonra ne bir gelişim ne bir değişim yaşamadığımdan, sıkılıyorum olan bitenden. Bu memleketin güzel huyları var, insanı depresyona sokmuyor, sıkmıyor. Normal herhangi bir insanın yapması gereken ama Türkiye şartlarında pek bulunmayan bir kibarlıkla karşılaştığımda -mesela günde on tane araba bana kibarca yol verdiğinde- "ULAN MEDENİYET BEĞĞ..." diye bu şehre bağlıyorum durumu. Vay halimize. 

Bir yapılacaklar listesi vardı, twitterımda da paylaşmıştım. Birkaçını aradan çıkardım aslında. Bu sabah sabah kahvaltısını börekle hallettim mesela. Böreğe pudra şekeri atma şerefini bana layık gördü grup. Hoşuma gitti, şekerini atması da, sonra onu yemesi de...

Geldiğim ilk birkaç gün içinde yürüyüşümü yaparken yeni salıncaklarda da midem bulanana kadar sallandım sahile doğru zaten. 

Deniz kızında kahvaltımı da etmiştim o çok sevdiğim poğaçayla. 


Kampımı yaparken okeyin yanına kivi çayımı da içtim. Ekstra olarak yine bugün, falafel denedim. Üstüne tatlımı yiyip çayımı da içtim. Mis...

Şimdi bir yanım diyor ki kurduğun düzen her an tepetaklak olabilir çıkar bokunu. Öbür yanım "Yavaş," diyor. "Sindire sindire..."

Devamı nasıl olur bilemiyorum ama tüm kaygılarıma rağmen, gelmeden önceki tüm mutsuzluğuma rağmen bir şeyler bir şekilde yolunda. Camdanmış gibi, her an kırılacakmış gibi ama yine de yolunda. Şimdi bana, illüzyon mu yoksa kalıcı mı bilemediğim bu düzenin keyfini çıkarmak düşer.


NEFES AL-!


8 Ağustos 2021 Pazar

***

Hediyelerimi paketlemem gerekiyor ama kendimi bilgisayarımın karşısında buldum. Bu da demek oluyor ki yazma vaktim gelmiş. Neredeyse üç aydır yazmıyorum. Aylar hızlı geçti. Gerçi zaman, yaşarken hızlı geçmiyor. Harcanıp bitirildiğinde fark ediliyor hızı. Bu üç ayı kendime özetleyecek birkaç kelime yazacağım.

Buzlu bardak, kahve, küfür, yorgunluk, heves, arı, yeni, eski, iltifat... Bir sürü kelime daha çıkarabilirim. Hatırlamak isteyeceğim ve istemeyeceğim bir sürü şey yaşandı. Bugün bir değişiklik yapacağım. İç dökmek için yazmak yerine, ileride okuduğumda beni mutlu edecek detayları yazacağım.  Ben hatırlamak istemediklerimi arka plana atıyorum şimdilik.

Bir kafede işe girdim. Sırf kendim için. Keyif alacağımı düşünmeden hem de. Başlarda çok yorucu olan bu işe alışınca tüm eksi yönlerine rağmen acayip keyif aldım. Ben sosyal bir kelebeğim. Yeni insanlar görmeye bayılıyorum. Kafe de bunun tam ortamı. Bir sürü yeni insan tanıdım. Bunları hatırlamak istiyorum.