3 Mart 2024 Pazar

Sevgili günlük..

Ruh halime okkalı bir küfür savurma vaktim geldi de geçiyor. İlaçlarımı bırakalı baya oldu ve yeniden yeniden ve yeniden yaşamak istemiyorum amına koyayım böyle şeyleri ya. Niye normal bir insan olamıyorum? Neden ruhumun dengesizliklerine katlanarak yaşamımı idame ettirmek zorundayım? Neden herkes gibi ya mutlu ya mutsuz ya da nötr olamıyorum? Nasılım? Mutsuz değilim. Öfkeliyim. Kendime karşı o kadar öfkeliyim ki. Ve bir uyku sonrası oldu bu. Tek bir uyku. Uyandım. Ve böyleydim. Hayır karşıda muhatap olsa nenesinin topraklarına kadar varacak konu. İnsan kendinin ağzını burnunu da kıramıyor. Pimi çekilmiş bomba misali geziniyorum. Ve sıkışmış hissediyorum. Aşırı sıkışmış hissediyorum. Sürekli tedbirliyim. Sürekli. Şöyle yapma. Şunu söyleme. Bunu yapman yasak. Şöyle davranırsan karşılığı bu olur. Şunu yazarsan şu dönüşü alırsın. Ben de yapmıyorum. Sadece duruyorum. Var oluyorum. Var olmanın böyle bir şey olmadığını var sayarsak eğer, evrende yer kaplıyorum diyebilirim. Haksızlık ediyorum bir de. Yine haksızlık ediyorum. Kendime ettiğim kadar hem de. Kadesin bir hareketi var ya, dört parmağını izci selamı gibi yaparsın, açar kapatırsın. Hah. Öyle bir işaret olsa evrensel. Yapsam. Help. Ruhum içime sığmaz oldu. Alın beni komple diğer tarafa desem. Kurtarsalar. Amaaan. Sileceğim şeyleri de niye yazıyor sam.. 

Bunları yazalı baya oldu da paylaşmadım tabi. Şu an paylaşmamda birkaç bardak fark var diyebiliriz..

26 Temmuz 2023 Çarşamba

Az önce ne oldu?

Tüm vücudum ağrıyor. Özellikle de bacaklarım. Spora başladım. -Yeeeeeyyyy!- Bunca zaman spor yapamayacak bir yapım olduğunu düşünüp spor salonuna yazıldığım halde bir kez olsun spor aletlerini kullanmamıştım. Birkaç defa havuzu kullanıp amaaan deyip üşengeçliğimin ipini tutmuştum. Şimdiyse bir haftadır spora gidiyorum. İki saat sürüyor antremanlarımın bitmesi. Mesela kollarımın arkasındaki kasları hissedebileceğimi keşfettim. Hoşuma gitti. Neyse neyse.

Uzun zamandır yazmıyorum, e beyin, ruh doldu tabi. Hemen döküleyim.

Bir şey diyeceğim. Yazdım sildim, yazdım sildim, yazdım sildim.. Beyni toparlayamıyorum. Durun durun halledeceğim. Bir Türk kahvesi yapayım. Halledeceğim. 


(25 dakikalık mola verildikten sonra devam edilen yazı.)


Geldim ve hala olayları, ruh halimi, kalbimden geçenleri ve beynimi toparlayamadım. Çok eğlenceli bir blog yazısı oldu benim için hehe. Ama umuyorum ki hafta bitmeden güzel bir yazı çıkaracağım. Hadi bakalım. Zihnimdeki kargaşanın kırıntılarını okudunuz, teşekkürler. İyi günler. ^^

30 Haziran 2023 Cuma

Nasıl yapsam düşünüyorum kaç gündür.. Benden duyulmalı mı? Sessiz mi kalınmalı? Direkt yazmalı mı? Bir anlamı var mı? Artık fark eder mi? Ne yapılmalı? Ne yapılmalı..? Bir çözüm bulamadım. Yemin ederim bir çözüm bulamadım.. Başım ağrıyor. 

26 Ocak 2023 Perşembe

...

Burada olmayı şöyle tanımlayabilirim; dinmeyen bir baş ağrısı, kronik bir diken üstündelik. İç dökme perilerim gelmiş. Hayat ne kadar güzel giderse gitsin ben yine dönüyorum dolaşıyorum saçımı başımı yolacağım, kafamı duvarlara vurup parçalamak istediğim o ana geliveriyorum. Gerçi nadirleşmedi mi? Nadirleşti. E bugün o tetiği çekmeyecektik işte. 

Anlattığımda kendi cümlelerim bana satıldı. "Anıların üstüne..." Bla bla bla.. Terzi kendi söküğünü dikemiyor işte. 

Yarın da Metin Bey'ciğime gidip "Acaba bu küçük dengeleyici hapları bıraksam dengem tekrar bozulur mu? Ömür boyu böyle mi olacak acaba? Bitse mi ki?" diye soracaktım. Yine soracağım gerçi de. Bırak derse biraz zorlanacağım muhtemelen. 

Şu an şöyle.. 

Çığlık atmak istiyorum. Çığlık atarak "SENDEN NEFRET EDİYORUM. SENDEN NEFRET EDİYORUM. SENDEN NEFRET EDİYORUM." diye ses tellerim artık yeter diyene dek bağırmak istiyorum. Ben hayatımda ilk defa birinden nefret ediyorum. Hem de bu kadar sevgi ve özverinin ardından. Vay be hayat.

Bugün ailesinden birinin rahatsız olduğunu duydum. Dedim ki arkadaşımın yüzüne "Bir şey diyeyim mi? Beni hiç alakadar etmiyor."

BENİ HİÇ ALAKADAR ETMİYOR ANASINI SATAYIM. 

"Adını duymak istemiyorum. Bir daha suratını görmek istemiyorum. Yüz yüze geldiğimi hayal ettiğim anda midem bulanıyor. " 

Yüz yüze geldiğimi hayal ettiğim anda kalp çarpıntım tutuyor gerçekten. Midem kalkıyor. Karşılaşma ihtimalimden bile nefret ediyorum. Anca cenazede, düğünde diyordum. Hepsinin a.k. Onlarda bile karşılaştırmasın Allah. 

Gerçekten imdat diye bağıracağım. Şu içimde kendi kendine büyüyen nefret de yok olsa gitse, geriye hiçliği kalsa.. Ölüm haberini aldığımda ne sevinmek ne de üzülmek istiyorum. Gerçekten. Şu halime hıçkırarak ağlamamak elde değil. Beni ne hale getirdi.. 

Neyse. Sakiniz. 

İmdat. Sadece imdat. Gerçekten, imdat. 

5 Eylül 2022 Pazartesi

5 ağustos 22

19.10 

Karşımda deniz, kıyısında uçurtma uçuruyorlar. Kucağımdaki bir gözü olmayan kedi biraz tedirgin, iki köpek dolaşıyor çünkü. Biri siyah biri sarı. Sarı olan kemiğini alıp oturduktan sonra kedi işine geri dönüp tırnaklarını üzerimde törpülüyor. Pati aç, pati kapa. Pati aç, pati kapa... Güneş son ışıklarıyla yüzümü severken düşündüğüm şey güneş kremi sürmeyi unutuşum. Eh, anı yaşarken yaşlanmaktan korkuyorum, gençlik benim kalmalı hep. Nerede..? Gözlerimde güneşe sürekli bakmaktan oluşmuş beyaz beneklerin izleri... Hava fazlaca esiyor ama yanımda getirdiğim ceketi giymiyorum. Sonbahar yakın. İleride zaten ceketsiz oturamayacağım. Hem kucağım sıcak, kedi mırıltılı... Gerek yok. Fazla köşedeyim diye sanırım, garsonlar beni görmedi. Ya da onlar da manzaranın tadına varma derdinde. Bilemem. Ama çay istiyorum. Tek eksiğim bir bardak açık çay. 

13 Ağustos 2022 Cumartesi

Birkaç bir şey...

Aklım pek başımda değilken yazdığım bir yazıya denk geldim. Dürüstlük akan bir yazı. İçinde "Ve bu beni en korkunç filmlerden, en kötü cinlerden, en büyük cehennem senaryolarından daha çok korkutuyor," cümlesi geçiyor. Korkularım gerçek oluyor. 

"Sizlerden biraz farklıyım. Lütuf değil de lanet benim için bu. Sizler dönemlik alım yapıyorsunuz hayatınıza. Sonra geçiyor ve yenileri geliyor yerlerine. Alışıyorsunuz. Ben ömürlük alıyorum. Hatırlamak laneti üzerimde. Kimse kimsenin yerini tutamıyor. Herkese yer var. Herkesin boşluğu yerli yerinde."

Hayatımda olmayanlara mektup yazardım. Hayata devam etmeyi alışkanlık haline getirmeye çabaladığım için bıraktım ama hep söyleyecek birkaç cümleye sahibim. Ve zihnimi kusmam gerek. Beni zehirliyor. 


Sevgili A, yazdım, sildim. Yazdım sildim. Yazdım sildim... Garip.

Dünün kutlu olsun..


e, umarım ömür boyu yalnızlığa mahkum olursun. Bu halimin özünde sen varsın. Beni yorduğun kadar yorulasın. Aklına geldiğimde anlayasın. Nefretimden değil bu sözlerim. Senden nefret etmiyorum. Ama artık sana dua da etmiyorum. 


M, zamanında sana o kadar çok kelime döktüm ki, zihnim senin için hareket edemiyor. Ama hala göğsümdeki acıyor. Bir gün hafifleyecek. İyi ki olmamış dedim bile. Çabuk oldu ha? Ben de şaşkınım. Tavsiyen için teşekkürler. 


E. Zamanında benim hakkımda bir kehanetin vardı. Gerçekleşmeyecek. Ama söylemeliyim. Kalbimi kırmış. Aradan 8 sene geçse de hala umutsuz hissettiğimde kehanetin aklıma geliyor ve "acaba mı," dememe sebep oluyor. Yine de gerçekleşmeyecek. Haberin olsun. Umarım küçüğüm iyidir. Gözlerinden öpüyorum.

28 Nisan 2022 Perşembe

29.04.2022 - 04.24

Ben nasıl bu insana dönüştüm? 

Bocalıyorum. 21. yüzyılda yaşam savaşı veriyorum. Tehdit de tehlike de benim. Kendimi kendimden koruyamıyorum. 

İmdat.

24 Nisan 2022 Pazar

Bazı Dönüm Noktaları

Hayatta bazı dönüm noktaları vardır. Ölümler, kayıplar, yeni bir insan olmanızı sağlayan daha bir sürü şey. 7 Nisan benim için büyük bir dönüm noktası. Artık eski ben değilim. Son bir iki sene zaten kendimi, hayatı, doğrularımı ve yanlışlarımı sorguladığım yıllarken bir günde, sadece ve sadece bir günde değişti her şey. Vay anasını sayın seyirciler. Gerçekten vay anasını...

Şu an, kendimi şu şekilde tanımlayabiliyorum. Umutsuz?

Eskiden mutsuz ama umutlu bir insandım. Geleceğe dair öyle ya da böyle, planlara sahiptim. Şimdiyse aslında mutlu olabileceğim bir hayatım var. İstediğim yerdeyim. Bana prenses gibi davranan, değer veren, ayağıma taş değmesin isteyen insanlar var. Ama mutluyum diyemiyorum. Mutsuzum da diyemiyorum. Olduğu gibi kabul ediyorum hayatı. Ne azına tamah ederim, ne fazlasında gözüm var. Bu, çevremdeki insanlara haksızlık mı bilmiyorum. Neyse ki olduğum gibi kabul ediyorlar beni. Halime şükür. 

Yarın Metin amcaya ne anlatacağım, kafamda henüz planlamadım. Kendime zarar verdiğimden bahsetmem gerekiyor sanırım. Tekrarlayacağım bir şey değil aslında ama o anda da aklımda yoktu sonuçta, değil mi? Eh. 

Sağlıksız bir insan olmak beni bu kadar yorarken sevdiğim insanlara ne kadar zarar vermeme neden oluyor acaba?

Bundan sonra ara ara yazacağım oraya ya da buraya. İçimden gelmese bile. Yazmazsam sıyıracak noktaya geleceğim, belli.

Sizde ne var ne yok? Umarım her şey yolundadır.. Ramazanı da tüketiyoruz vallahi. Zaman su gibi. 

Gecenin şarkısı olsun.



24 Aralık 2021 Cuma

Mezara girmeden inşallah.. 👍

Mermer köprünün tam ortasında durdum. Ağır ağır akan mavi yeşil suyu seyrederken Cassian yanıma geldi. En alttaki dip akıntılarını, tuzlu suyun tatlı suya karışarak yaptığı girdapları, midye bağlamış nehir tabanında sallanan yosunları, kayalara ve çamura su sıçratan minik yaratıkları hissedebiliyordum. Tarquin de bunları hissedebiliyor muydu? Denizin üzerindeki ada sarayında uykuya dalıp balıkların rüyaları arasında yüzüyor muydu? 

-Sis ve Öfke Sarayı



24 Eylül 2021 Cuma

Yirmi Dört Eylül ~

 24.09.2021...

-23.47-


(Bu bir yapılacaklar listesidir.)




Dün, kendi paramı kazanmanın zevkini bir kez daha altı saatliğine de olsa tattım. Elli lira elli liradır mantığıyla girip bulaşık yıkadım. İş çıkışı da kendimi yarısından fazlasını harcayarak ödüllendirdim. Boğazıma düşkün olduğum için -aslında keyfime düşkün olduğum için- bir miktar kendimi suçluyorum. Ama olsun. 

Şehir değiştireli iki hafta olmuşken hayatımı da yine kendi isteğimle bir miktar değiştirdim. Düzeleceğine inanmadığım bir ilişkiyi tüm risklerine rağmen düzelttim. Hayat bir kumarsa oynamak zorundayım mantığıyla "Bunu kendin istedin, sonu kötü olursa kendin katlanacaksın," cümlesini işittim. Bu kumarda elimi de açık oynuyorum, blöf yok, içimden geleni söylüyorum. Yine de... Manik atak mı geçiriyordum acaba gerekli konuşmaları yaparken diye düşünüyorum şu an. Çünkü insan biraz olsun mantıklı olur. Bakıcaz...

Dünün akşamında güzel bir hamburger yedikten sonra üzerime çift kaban geçirip sahile gittim, saatlerce oturdum, kahve içtim arkadaşımla. Kitaplardan tut şiirlere, ilişkilerden tut fikirlere, ne varsa konuştum. Karşımdaki insanın sakin yapısının da verdiği huzurla "İşte bu yüzden seviyorum farklı insanlar tanımayı," diye geçirdim içimden. Ha bir de, hep aynı tip insanlarla vakit geçirdiğimde hep aynı şeyleri konuşuyorum ve bir süre sonra ne bir gelişim ne bir değişim yaşamadığımdan, sıkılıyorum olan bitenden. Bu memleketin güzel huyları var, insanı depresyona sokmuyor, sıkmıyor. Normal herhangi bir insanın yapması gereken ama Türkiye şartlarında pek bulunmayan bir kibarlıkla karşılaştığımda -mesela günde on tane araba bana kibarca yol verdiğinde- "ULAN MEDENİYET BEĞĞ..." diye bu şehre bağlıyorum durumu. Vay halimize. 

Bir yapılacaklar listesi vardı, twitterımda da paylaşmıştım. Birkaçını aradan çıkardım aslında. Bu sabah sabah kahvaltısını börekle hallettim mesela. Böreğe pudra şekeri atma şerefini bana layık gördü grup. Hoşuma gitti, şekerini atması da, sonra onu yemesi de...

Geldiğim ilk birkaç gün içinde yürüyüşümü yaparken yeni salıncaklarda da midem bulanana kadar sallandım sahile doğru zaten. 

Deniz kızında kahvaltımı da etmiştim o çok sevdiğim poğaçayla. 


Kampımı yaparken okeyin yanına kivi çayımı da içtim. Ekstra olarak yine bugün, falafel denedim. Üstüne tatlımı yiyip çayımı da içtim. Mis...

Şimdi bir yanım diyor ki kurduğun düzen her an tepetaklak olabilir çıkar bokunu. Öbür yanım "Yavaş," diyor. "Sindire sindire..."

Devamı nasıl olur bilemiyorum ama tüm kaygılarıma rağmen, gelmeden önceki tüm mutsuzluğuma rağmen bir şeyler bir şekilde yolunda. Camdanmış gibi, her an kırılacakmış gibi ama yine de yolunda. Şimdi bana, illüzyon mu yoksa kalıcı mı bilemediğim bu düzenin keyfini çıkarmak düşer.


NEFES AL-!


8 Ağustos 2021 Pazar

***

Hediyelerimi paketlemem gerekiyor ama kendimi bilgisayarımın karşısında buldum. Bu da demek oluyor ki yazma vaktim gelmiş. Neredeyse üç aydır yazmıyorum. Aylar hızlı geçti. Gerçi zaman, yaşarken hızlı geçmiyor. Harcanıp bitirildiğinde fark ediliyor hızı. Bu üç ayı kendime özetleyecek birkaç kelime yazacağım.

Buzlu bardak, kahve, küfür, yorgunluk, heves, arı, yeni, eski, iltifat... Bir sürü kelime daha çıkarabilirim. Hatırlamak isteyeceğim ve istemeyeceğim bir sürü şey yaşandı. Bugün bir değişiklik yapacağım. İç dökmek için yazmak yerine, ileride okuduğumda beni mutlu edecek detayları yazacağım.  Ben hatırlamak istemediklerimi arka plana atıyorum şimdilik.

Bir kafede işe girdim. Sırf kendim için. Keyif alacağımı düşünmeden hem de. Başlarda çok yorucu olan bu işe alışınca tüm eksi yönlerine rağmen acayip keyif aldım. Ben sosyal bir kelebeğim. Yeni insanlar görmeye bayılıyorum. Kafe de bunun tam ortamı. Bir sürü yeni insan tanıdım. Bunları hatırlamak istiyorum.

15 Mayıs 2021 Cumartesi

Can Dostum ~ Mucize - Blogları Canlandırma Projesi (BCP) - Nisan

Blogları Canlandırma Projesi de olmasa elim varıp da bir şeyler yazamayacağım sanırım. Bir ay daha geçti -hatta üzerine 15 gün daha- ve ben bu ayın konusu için buradayım. Şimdi düşününce iyi ki katılmışım diyorum. Bu ay için çocuk, aile, dostluk temalarından istediğimiz ya da istediklerimiz hakkında okumalar, izlemeler yapacaktık. Ben de bu ay için iki film izledim.


6 Nisan 2021 Salı

Kitap Alışverişi ~ Alıyorsun bari oku zalım...

 


Üç farklı kitap alışverişi yaptım. Halbuki kendime bir de söz vermiştim. İki kitap bitirmeden bir tane yeni kitap almayacaktım. Çünkü istifçi gibiyim, durmadan kitaplığımda birikiyorlar. Eh, biblo değiller ki... Süs olarak gösterelim diye yoklar, amaç içini açıp okumak. Karşısına geçip kitaplığımı izlemeyi de seviyorum tabi de o ayrı mevzu. Neyse. Tutamadım kendimi. Aldım vallahi.

Sizde de var mıdır bilmem, pandemi yüzünden eve kapanalı beri deli dehşet alışveriş yapıyorum. Hadi kitaplar neyse, gerekli gereksiz, ne varsa alıyorum. İhtiyacım olduğunu bile bilmediğim bir şeyle karşılaşıyorum "enee, lazım bu lazım," diyorum. Allah kahretmesin, tüketim toplumunun piyonlarından biriyim. Ama düzelecek. Ramazan bir gelsin hele, tutacağım oruç yalnızca açlık orucu olmayacak. Kendimde düzeltmek istediğim bir alay şey var. Onlara da uğraşacağım innnnnşaaaalllah. Amin. Şimdi fotoğrafta gördüğünüz kitaplarımın yalnızca birkaçına değineceğim.

'Yalan Söylediğimi Nasıl Anladın?' kitabını da arkadaşımdan aldım gerçi. Ama kalanların hepsi benim seçimim. 

Kürk Mantolu Madonna'yı bir arkadaşıma hediye etmiştim. Kitaplığımda olmasını istediğim için bir tane de kendime aldım. İlerde tekrar okurum, ben okumasam gelecekte, çoluğum çocuğum okur. <3

Rüyaların Yorumu gözümü korkutuyor, epey kalın. Yavaş yavaş artık...

Oyunbozan, BCP sırasında karşılaştığım bir blog yazısından aklımda kaldı. Yazıyı bulursam eğer buraya da etiketleyeceğim ama hangi blogtu inanın hatırlamıyorum. Harlan Coben okuyordum lisedeyken. Bakalım aynı tadı verecek mi?

Kamelyalı Kadın'ın korkunç, kötü bir kapağı var. Ama Martı Yayınlarının bu setinden Masumiyet Çağı'nı okumuştum. Çevirisi fazlasıyla iyiydi. Kitabı kapağına göre yargılamamalı değil mi? Sonuçta klasik. 

İşte böyle.. Aralarında okuduklarınız var mı? Öneriniz olursa ilk ondan başlarım belki okumaya. Görüşmek üzere. ^^

3 Nisan 2021 Cumartesi

Tarihi Değiştiren Kadınlar ~ Ölümcül Masumiyet (Bir Kitap - Bir Film) - Blogları Canlandırma Projesi (BCP) - Mart


Selamlar! Bugün yine geç kalınmış bir yazıyı sizinle paylaşmaya geldim. Hiç bir şeye yetişemiyorum çığrınışı yapan iflah olmaz bir tembelim, görmezden gelelim. :')

Blogları Canlandırma Projesinin mart ayı teması "Kadın"dı. Ben de kitaplığımda resmen senelerdir sürünen bir kitabı proje sayesinde elime alabildim. "Tarihi Değiştiren Kadınlar" Aslına bakarsanız kitabı satın alırken gerçekten hemencecik okuyacağımı düşünerek satın almıştım fakat sonra bir türlü ruh halim okumaya el vermedi. Hep bir bahane ürettim. Demek ki bu projeye nasipmiş diyorum şimdi, iyi tarafından bakalım, hihi..

18 Mart 2021 Perşembe

Kafamda yine sorular...

Başımın ağrısını geçirmek için parol aldım az evvel. Parol'a neden sürekli laf söylenir bilmiyorum. Çok sık duyuyorum kendisinden için "Dua et daha hızlı geçer," dendiğini. Halbuki aprol, apranax gibi tabiri caizse paroldan çok daha ağır ilaçlar kullanan biri olarak parol'dan da memnun kaldım. (Bunun sebebinin sürekli aynı hammaddeyi içeren ilaçlar kullanıp parasetamolle yeni tanışmam olduğunun farkındayım.) Neyse, nereye bağlayacağım biliyor musunuz? 

Kendimi sürekli aşağılanan parol gibi hissediyorum, ehehe..

10 Mart 2021 Çarşamba

"2020 bitti kendine gel." - 2020'de Ne Yaptım? -1- (Dizi)

Geç kalınmış bir yazının haklı serzenişiyle başlayacağım yazıma. Ulen yıl olmuş 2021, geçmiş üzerinden iki ay, ben hala yazacağım şu yazıyı. Çok şükür sonunda elim vardı da yazmaya başlayabildim diyerek kendime yüklenme faslını geçeyim ben. Biraz da geçtiğimiz seneye yükleneyim.


2020...

Zihnimin ve kalbimin belalısı oldun sevgili 2020. Senin canın sağ olsun demek istiyorum. Sen olmasan senden sonraki başka senelerde olan olurdu zaten nasipte kısmette böyle yaşamak vardıysa...


Hihihi..

Hepimiz için zor bir sene olduğunu biliyorum. Eğrisiyle doğrusuyla bittiği için mutluyum. Tüm olan bitene rağmen son haftalarda bir gamsızlık oturdu göğsüme ki sormayın. Keşke pandeminin başından beri olsaydı bu gamsızlık çünkü pandemi sürecinde bomboş bir insandım. Sadece zihnimde dönenleri dinleyip hiçbir şey yapmayarak geçirdim zamanımı. Gerçekten hiçbir şey yapmayarak, işin şakası falan değil bu bakın. Odaklanma problemi yaşadığım için senenin belli bir süresini dizi ya da film bile izleyemeden tamamladım. Yani, okuduklarıma, izlediklerime şimdi bakıyorum, pandemi süreci yokken, ben sokağa çıkıp sosyalleşebilirken ve aynı zamanda işe ya da okula giderken bunların hepsini yine yapabiliyordum. Daha fazlasını bekliyor insan kendinden bu kadar boş zamanı düşününce.

Üzerimdeki sadece gamsızlık da değil sanırım. Bilmiyorum, umutluyum ya. Gelecek günlerden her anlamda umutluyum. Ülkenin, dünyanın durumu için de, kendim için de, çevremdekiler için de umutluyum. Hastalar iyileşecek, özleyenler kavuşacak, mutsuz insan kalmayacak gibi hissediyorum. (Bu ruh halinin üç günde koyverip gitmemesi duasıyla, amin. *-*)

Gelelim sizinle ve gelecekteki kendimle paylaşacaklarıma. Üç ayrı yazıda 2020'de neler izledim neler okudum kısa kısa değineceğim. 

Şöyle bir ayrıntı vermeliyim. Aşağıdaki kolajdaki her diziden bahsetmek istemiyorum. "Eh işte izlenir," dediğim, ortalama olanlardan bahsetmek yerine gerçekten beğendiklerimle ve hiç beğenmediklerimle haşır neşir olacağım. Bu ilk yazımda da dizilerden bahsetmiş olacağım. Sonrakilerde de filmler ve kitaplar olacak konumuz. Keyifli okumalar. ^^


6 Mart 2021 Cumartesi

Clean With Passion For Now - Dizi Yorumu - Blogları Canlandırma Projesi (BCP) - Şubat

Merhabalar. Blogları Canlandırma Projesinin Şubat ayı yorumu için buradayım! Geç de olsa. *-*

Bu ayın konusunun (Uzak Doğu) aklıma düşürdüğü tek soru şu oldu; Kore dizilerinden gına mı geldi artık bana?



Orijinal İsmi: Ildan Ddeugeobge Chungsohara

Tür: Dram , Komedi , Romantik

Senarist: Aaengo (i) , Han Hee-Jung

Yönetmen: Noh Jong-chan

Yapımı: 2018 - Güney Kore

Yapımcı: Jtbc , Park Jun-Seo , Kim Joo-suk

 

 

Dizi, mysophobia (mikrop korkusu) olan bir adam (Yoon Kyun-Sang) ile kirliliğe aldırmayan bir kadının (Kim Yoo-Jung) arkasındaki aşk hikâyesini konu almaktadır.


-sinemalar.com'dan alıntılanmıştır.-


Dizinin ilk üç dört bölümü gerçekten hoştu. Özellikle şu sahne. 

3 Şubat 2021 Çarşamba

Umudunu Kaybetme - Blogları Canlandırma Projesi (BCP) - Ocak

 


Merhabalar. Vizeydi finaldi, bir de kafama göre bütünlemeye bıraktığım dersti derken Blogları Canlandırma Projesinin daha ilk ayının yazısını geciktirmiş oldum. *-* 
Yine de şu an buradayım ve size izlediğim bu güzel filmden bahsedeceğim. Bu ayın konusu olan 'umut' için ben Umudunu Kaybetme'yi izlemeyi tercih ettim. 


Filmin Konusu:

The Pursuit of Happyness/Umudunu Kaybetme’de, Chris Gardner (Will Smith) iki yakasını bir araya getirmeye çalışan bir aile babasıdır. Ailesini ayakta tutmak için cesurca çabalamasına rağmen, beş yaşındaki oğlu Christopher’ın (Jaden Christopher Syre Smith) annesi (Thandie Newton) maddi zorlukların yarattığı sürekli baskı altında direncini kaybetmek üzeredir. Artık dayanamayacağını anlayınca, istemeye istemeye evi terk eder... Artık bekar bir baba olan Chris, yılmadan, bildiği tüm satış becerilerini kullanarak daha iyi kazandıran bir işin peşine düşer. Prestijli bir borsa şirketinde stajyerlik bulur ve ücret almasa da programın sonunda iş ve parlak bir gelecek elde edeceğini umarak kabul eder. Parasal güvencesi olmayan Chris ve oğlu, kısa süre sonra oturdukları daireden çıkartılırlar ve düşkünler evi, otobüs durağı, tuvalet; geceyi geçirmek için bulabildikleri her yerde kalırlar. Çektiği sıkıntılara rağmen, Chris, babalık görevini sevgi ve özenle yerine getirmeye devam eder ve oğlunun kendisine karşı duyduğu sevgi ve güveni, karşısına çıkan engelleri aşmak için kullanır.


-sinemalar.com'dan alıntılanmıştır.-

11 Ocak 2021 Pazartesi

Blogları Canlandırma Projesi


Merhaba Bloggerlar! 
Bloglarını güncel tutmak isteyen ancak yazmaya üşenenler! "Ben öyle sıkıya gelemem. Kurallar beni boğar." diyen özgür ruhlar!
Tam size göre bir etkinlikle geldik.

Birkaç blogger arkadaşla blogları hareketlendirmek için bir etkinlik yapma kararı aldık. Bu etkinlik için her ay BCP (Blogları Canlandırma Projesi) grubu olarak bir tema belirliyoruz. O ay sonuna kadar temaya uygun olan bir kitap okuyabilir veya film, dizi izleyebilirsiniz. İsterseniz hem kitap okuyup hem de dizi, film izleyebilirsiniz. Bu size kalmış.

O ayın temasına uygun okuyup izlediklerimizin yorumlarını ayın sonunda yayınlayacağız

Her ayın başında o ayın konusu hatırlatılacak. O ayki etkinliğe katılmak isteyenler bu etkinlik kapsamında yazılan yazıların yorum kısmına etkinlik kapsamında okuyup-izlediklerinin yazısının linklerini yorum olarak bırakabilir. Linkler ay sonunda yayınlanacak yazıya eklenecek ve diğer katılımcıların tema için okuyup izlediklerine toplu olarak ulaşabileceksiniz.

Katılmak isterseniz, yorum olarak katılacağını yazabilirsiniz ve etkinlik hakkında merak ettikleriniz varsa sorabilirsiniz. Bu sayede blog trafiğiniz arttığı gibi yeni blogları ve temaya uygun bilmediğiniz film-dizi-kitapları keşfedebilirsiniz.

Gelelim seçtiğimiz ilk temaya:

Zorlu geçen bir yılında ardından, "Yeni yılımız umutla başlasın. Başarılardan eksik kalmayalım." diye düşünerek temamızı UMUT-BAŞARI olarak seçtik. Özetle; isminde, konusunda umut ya da başarıyı çağrıştıran her şeyi ocak ayı için okuyup izleyebilirsiniz.

Yazılarınızı bizimle paylaşmayı unutmayın!

Bu etkinliğe katılacak bloggerlar:









8. Okurix




12. Nabrut













25. Hayalci





30. Buffiy


2 Ocak 2021 Cumartesi

Yeniden başlamak için... - 2021



Kendini "selam dünyalı," diyerek mekana giriş yapan ET gibi hisseden bir ben var karşınızda. Gerçi ET çocukluğumdan hatırladığım bir karakter, öyle bir şey söylüyor mu onu bile bilmiyorum. Neyse, dağılacak yine kafam, hemen konuya gireyim en iyisi. 

2020 yılını farklı seviyede bir farklılıkla yaşadım. Şimdi bu ne demek? Hayatımın en farklı yılıydı. (Basitçe bu cümleyi kursana işte be kızım...) Pandemisiydi osuydu busuydu olmadan hem de, o derece... Blog işlerinden epeydir uzak kaldığımdan da, yazmayı unutmuş gibi hissediyorum. Gerçi bazen hissetmeyi de unutmuşum gibi oluyor ama yine konumuz bu değil tabi, ehe... 

Evet, daha önce blog yazıyordum. Ama çok zaman oldu, ben de birçok şeye yeniden başlamak isteyen bu yeni ruh halimle, yeni bir ben olarak aranıza dönmek istedim. Özledim de, sizleri, yazmayı, bu mecrayı. Gerçi şu an kimsecikler yok ama olsun. Ben işte buradayım! 

Yeni senemiz de kutlu olsun! Birçok dileğim var bu sene için. 2020'nin rehavetinden kurtulmak istediğim için mi bilmiyorum, bu yıla içimde beklenmedik bir umutla girdim. Ben korkunç bir popo sallayışla, parmaklarımı şıklatarak tepinirken annem de yanımda ayetel kürsi okuyordu. Tabi heyecanımı atar atmaz, 00.01'de nefes nefese koltuğa çöküp ellerimi açtım ben de. Bu sene kayıpsız, pişmanlıksız, huzur dolu ve yeni ve güzel olan versiyonlarından hoş deneyimlerle mutlu eder bizleri umarım. Her anlamda aşk, sevgi ve tutku da eksik olmasa tadından yenmez tabi. 2020'nin yıpranma payını bu sene alır mıyız sizce? Ay hadi inşallah. Hem, neydi? -Her zorluğun ardında bir kolaylık vardır. -